“Gazetecilik ve Sokak Röportajları” söyleşisi gerçekleşti

2022-10-07 06:09

Gazeteciler Cemiyetince AB desteğiyle yürütülen Demokrasi için Medya, Medya için Demokrasi (M4D) Projesi kapsamında “Gazetecilik ve Sokak Röportajları” başlıklı söyleşi gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman İrvan ve gazeteci ve Sade Vatandaş YouTube kanalı kurucusu Mehmet Koyuncu hem akademik hem pratik olarak gazetecilik ve sokak röportajları konusunu değerlendirdi. Moderatörlüğünü gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu’nun üstlendiği söyleşide, “Sokak röportajcılığı nedir, ne değildir” sorularına yanıt arandı.

Yeni dönemin ilk söyleşisinin açılış konuşmasını yapan Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcılarından ve M4D Proje Direktörü Yusuf Kanlı, yeni döneme heyecanlı bir konuyla başladıklarını belirterek “Yeni dönemin ilk söyleşisinde siz değerli katılımcıları aramızda görmekten mutluyuz. Bugün güncel tartışma konularından olan Gazetecilik ve Sokak Röportajcılığı üzerine konuşup Sokak Röportajcılığı gazetecilik midir konularında tartışacağız. Yeni dönem söyleşilerinde ayda iki kere sizlerle buluşacağız” dedi.

Söyleşinin moderatörü Yazıcıoğlu, gazetecilik açısından yeni bir icat olmayan sokak röportajcılığının sosyal medya etkisiyle farklı etkilere yol açtığını söyleyerek Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’a Sokak röportajcılığı gazetecilik mi? adlı makalesinden hareketle söz verdi.

Sosyal medyayla beraber gazeteciliğin dönüşüme uğradığını söyleyen İrvan, yeni bir mecra olarak sokak röportajı gerçekleştirenlerin sayısının arttığını ve bunların üzerine yapılan çok az akademik çalışmanın olduğunu belirterek konuşmasını sürdürdü “Son yıllarda sokak röportajları yapan YouTube kanallarının sayısı hızla artmış durumda. Ancak bugüne kadar sokak röportajlarını konu alan bir tezin yazılmamış olması ilginç”

İrvan: “Sokağın nabzını tutmak çok değerli”

Sokak röportajları yapanların önemli bir kısmının kendilerini gazeteci olarak tanımladığını ve YouTube üzerinden yayın yapmalarına rağmen kendilerini YouTuber olarak adlandırmadıklarını vurgulayan İrvan “Çoğu bir gazetecinin yaptığı işi yapıyor aslında. Plaza gazeteciliği döneminde halk dışlanmaya başlamıştı. Sokak Röportajları yapan gazeteciler bunun tam tersi halkla konuşarak halkı görünür kılıyor. Fakat onlar haber yapmayıp haber yaratmıyorlar. Güncel konular üzerinden giderek halkın görüşlerini duyuruyorlar” dedi.

Sokak röportajcılığının temellerinin tanımlanması gerektiğini vurgulayan İrvan devamla, “Bu işi yapanların bir araya gelip kendi etik ilkelerini belirlemesi, ürünlerini etik süzgeçten geçirmeleri ve örgütlenmeleri gerekiyor. Sokak röportajı yapanlara gazetecilik örgütlerinin desteğiyle mesleki gelişim sağlanmak zorunda. Çünkü sokak röportajlarında bir gazetecilik faaliyeti sürüyor. Sokak röportajlarına halkın görüşlerine tercüman olmak diyebiliriz. İşte bu yüzden yaptıkları işi değerli buluyorum” açıklamasında bulundu. İrvan özellikle sokak röportajcıları arasında kendilerini gazeteci olarak tanımlayanların Gazeteci Cemiyetlerine üye olurlarsa etik ilkelere daha fazla uyacaklarını söyleyerek “Sokak röportajı yapanlar cemiyetlere üye olarak gazetecilik ağı içerisinde yer alırlarsa, kendilerini tanımlama anlamında da avantaj sağlarlar. Bu nedenle sokak röportajlarını gazeteciliğe nasıl eklemleyebiliriz diye daha çok düşünmeliyiz. Ayrıca cemiyetlerle birliktelik sağlayan sokak röportajcıları sokak röportajlarında gazeteciliğin temel kurallarına daha çok dikkat eder” diye konuştu.

Haber ve gazetecilik arasındaki farka da değinerek İran’dan örnek veren İrvan, “Habercilik eşittir gazetecilik olarak görülmemeli. İran’da gerçekleşen olaylarla ilgili haberleri ve görüntüleri sokak röportajları ve yurttaş gazetecilerinden alıyoruz. Ana akım medyadan haber alma süreci oldukça kısıtlı. Bu yüzden bu alanlar kıymetli. belirlenmiş ilkeler, örgütlenme ve dernekleşme ile beraber serbest çalışan gazetecilerin önemi artacak” dedi.

Sade Vatandaş YouTube kanalı kurucusu Mehmet Koyuncu ise öncelikle sokak röportajları yapmaya karar verme sürecini paylaşarak “Vatandaş olarak kaygılarım neticesinde gazetecilik kariyerime sokağa çıkarak devam ettim. Türkiye’nin en çok izlenen Youtube kanallarından birine sahibim ve her gün 45 dakikalık röportaj yayınlıyorum, böylece topluma ayna olabildiğimizi düşünüyorum. Haber değerini tüketici belirliyor belli bir yapının altında çalışmıyorum” dedi.

Koyuncu, “Sokak röportajcılığı gazetecilik mi?” sorusuna da yanıt vererek “Bu tarz kalıplara girmemize gerek yok, ben bu işin okulunu okudum. Gazetecilik topluma ayna tutmaktır. Ben de toplumsal fayda sağlayan bir içerik üretimi yapıyorum. Gazeteciliğin temelinde, bir olayın toplumun geri kalanına yansıtılıp çözülmesi konusunda gazetecinin önemli yeri vardır. Kendimi toplumsal yararın peşinde koşan bir yurttaş olarak tanımlıyorum. Gazeteciliğin sokağın sesini dinleyenlerin hakkı olduğuna inanıyorum. Ben güncel olaylar üzerinden toplumun derdini duyurmak istiyorum” açıklamasında bulundu.

Koyuncu sokak röportajlarının yayınlanması sürecinde gazeteci kimliğinin ilkelerine bağlı kaldığını belirterek, “Meslek ahlakına aykırı bulduğum bazı durumları, özellikle kavgaları ve şiddet görüntülerini yayınlamak istemiyorum çünkü bunu meslek ahlakına ve etiğine uygun bulmuyorum” dedi.

“Sokak röportajları gazeteciliğe eklemlenebilir ama kendisi gazetecilik mesleği değildir”

Moderatör Yazıcıoğlu, gazetecilik meslek pratikleri üzerinden konuşmasına devam ederek özellikle sosyal medya üzerinden yansıyan sokak röportajlarında gazeteciliğin nerede başlayıp nerede bittiğinin kaydığını belirtti. Vatandaşlara haber konuları sorulurken haber örgüsünün kurgulanmadığını söyledi. Yazıcıoğlu bu noktada sözü katılımcı akademisyenlerden Gülseren Adaklı’ya bırakarak gazetecilik sınırları üzerine tartışma açtı.

Adaklı, “Gazeteci, mikrofonu halka haber yapmak için tutar. Halk içini boşaltsın, kavgayla bile olsa hayatı renklensin diye değil. Bunun kendi başına bir anlamı olabilir, bu tür sokak röportajlarıyla bir kamu yararı üretildiği söylenebilir ama bence bu gazetecilik değildir. Sokak röportajları gazeteciliğe eklemlenebilir ama kendisi gazetecilik mesleği değildir. Bunu test etmek istersek gazetecilik nedir sorusuna belirgin bir yanıt vermemiz gerekir. Sokak röportajı bir gazetecilik türü olarak geliştirilebilir, ikili bir işleve sahip olabilir böylece: haber vermek, halkı haber kaynakları arasına sokabilmek ve onlara ses kazandırmak” dedi.

Kanlı: “Editöryal süreç olmadan gazetecilik olmaz. Sokak röportajı yapanlar, gazeteci sorumluluğunu hissederek çalışmalı”

Söyleşinin devamında basın kartı yönetmeliğine de değinilirken Koyuncu, kendileri herhangi bir kurumun çatısı altında gazetecilik yapmadıkları için basın kartı alamadıklarını ve Türkiye’de gazeteciliğin basın kartıyla özdeşleştirildiğini belirtti. İrvan bu konuda da Gazeteci Cemiyetlerine ve örgütlerine iş düştüğünü belirterek, serbest çalışan gazetecilerin bu kurumlara basın kartı şartı aranmaksızın üye olarak kabul edilmeleri gerektiğini vurguladı. Gazeteciler Cemiyeti açısından konuyla ilgili açıklamada bulunan Kanlı ise, “Basın kartı sahiplerinin ilave bir tanımlamaya gerek kalmadan cemiyetlere üye alınması gerekir. Gazeteciler Cemiyeti’nin aldığı kadar göre üyelik için basın kartı zorunluluğu da yok. Cemiyetimiz üyelik başvurularında serbest çalışan gazetecilerin ürettikleri haberleri ve işlerini görmek istiyor, ayrıca iki adet referans talebimiz var. Bunun nedeni sadece cemiyet olarak mesleki saygınlığımızı korumaktır” dedi.

Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcılarından ve M4D Proje Direktörü Yusuf Kanlı, kapanış konuşmasında sokak röportajcılığı ve gazetecilik üzerine gerçekleşen söyleşiden hareketle değerlendirmelerde bulundu. Kanlı, “Sokak röportajı habercilik değildir. Editöryal süreç olmadan gazetecilik olmaz. Bu gazetecilik mesleğinin esasıdır. Bir yazı editöryal süreçten geçmeden haber olmaz. Bu yüzden Youtube üzerinden ‘Ben çektim oldu’ değil ‘Ben çektim doğru mu’ diye sorulmalı. Sokak röportajı yapanlar, gazeteci sorumluluğunu hissederek çalışmalı” dedi. Kanlı devamla yeniçağ gazeteciliğinin sokak röportajları ve serbest gazetecilik üzerinden gerçekleşeceğini belirterek “Öte yandan hepimizin farkında olduğu üzere yeniçağ gazeteciliği de bu olacak. Önümüzdeki dönem serbest gazetecilik dönemidir” diye konuştu.