Sille ve Geçim

28.03.2020

En eski yerleşim yerlerinden olan Konya’daki Sille, yabancı turistlerin azalmasıyla ciddi bir problemle karşı karşıya kaldı

Hasan Yıldırım/Konya  - 5 bin yıllık bir tarihle Türkiye ve Konya’nın en eski yerleşim yerlerinden olan Sille, yerli ve yabancı turistlerle büyük bir ticaret merkezi haline gelme yolunda ilerliyor. Yaz sezonunda adeta bir panayır yeri olan Sille, kışın ise kuş uçmaz kervan geçmez bir beldeye dönüşüyor. Bölgede bulunan esnaf ise, genel olarak kışın durgun geçmesi ve belediyenin politikalarından yakınıyor.

“6 yıldır yabancı turist gelmiyor”

Sille’de bakkal dükkânı bulunan Ali Oğuz, buradaki yaşam hakkında zor bir süreçten geçildiğini söylüyor. 12 yıldır Sille’de esnaflık yapan Oğuz, kültürel olarak ticari katkılarından dolayı burada olmayı seçmiş, fakat son 6 yılda hiç turist gelmemesinden dolayı problemler yaşamaya başlamış. Oğuz, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “1999 yılında Sille’ye yerleştim. Ben bu işe başlamadan önce Sille’nin bu kadar popülerliği yoktu. Geldiğim dönemde yerli ve yabancı turist sayısı çok fazlaydı. Ama son 6 yıldır Sille’ye yabancı turist gelmiyor. Bunun nedenlerinden birisi belediyenin turistlere karşı izlemiş olduğu politika. Burada turistleri bekletebileceğimiz iyi bir alanın olmayışı buna en büyük yanlışlık. Yerli ziyaretçilerin az olması da bölgedeki otopark ve trafik sorunundan. Burada yol, hafta içi trafiğe kapalı. Yazın da sürekli kapalı oluyor. Esnaf olarak dükkânda satılacak erzakları nasıl bir temin edeceğim? Beden gücü ile yapmaya çalışıyoruz. 21. yüzyılda uğraştığımız durumlara bakın. Ben bakkal olarak ekmek satıyorum, bunu 200 metre ilerden kasalarla taşıyarak dükkânıma getiriyorum. Bu beni bezdiriyor.”

“Sezonun kapalı olması bizleri zorluyor”

Hediyelik eşya, testi ve çömlek dükkânı olan Celalettin Bulut ise, işlerinin sezonluk olmasının olumsuzluğunu şöyle ifade ediyor: “Yaklaşık 12 senedir burada esnaflık yapıyorum. Atölye bölümünde de 26 yıldır görev yapıyorum. Hediyelik eşya üzerine mağazam var. Toprak testi, çömlek üretiyoruz. Alternatif hediyelik çeşitleri de bulunduruyoruz. Sille mevsimlik bir bölge… Yazın daha hareketli olurken kışın yaprak kıpırdamadığı dönem de oluyor. Kışın bizim için sezon kapalı. 3’üncü ayın sonuna doğru hareketlenmeye başlıyor. Yerli ve yabancı turlar geliyor. Sille’de esnaf olmanın dezavantajları çok… Örneğin burada yeriniz kiraysa kışın sizi çok fazla zorluyor. Personel çıkarma durumunuz var. Çıkarmazsanız maaşı size sıkıntı oluşturuyor. Yazın da 3-4 ay yoğun geçiyor.” Sille’de bir lokantada müdürlük yapan İbrahim Duran ise, bağlı oldukları Selçuklu Belediyesi’nin kendilerine çok zararı dokunduğunu şu sözlerle aktarıyor: “Burada işletme müdürüyüm. 2 senedir faaliyet gösteriyoruz. Ancak öncelikle Selçuklu Belediyesi’nin uyguladığı bir baskı var. Çok ciddi bir baskı ile karşılaşıyoruz. Eşitlik yok bir kere. Zabıta ekiplerinin görevlerini tam olarak yapmaması, kişiye özel uygulamalar gibi… Bunun dışında belediye esnafı dikkate almıyor. Esnafın iş yapması değil de iş yapmaması yönünde çalışmaları var. Bir kış boyunca trafik kapalıydı. Bu, tabi ki insanların Sille’ye gelmesini etkiledi. Karda kışta insanlar uzun uzun yürümek istemiyor. Kışın işi baltalama politikası uygulanıyor. Bunun alt sebeplerinde ne var bilmiyorum. Ama belediye ısrarla görüşme talep etmemize rağmen bize dönüş yapmıyor. Kendimize muhatap bulamıyoruz.”

“Bazı esnaflar turistleri kandırıyor”

Son zamanlarda turistlerin az gelmesinde esnafın da hatalı olduğuna işaret edip “Esnaf arasında turistlerin gelişini avantaja çevirmeye çalışanlar oluyor. Normalde menülerde fiyat yazmalı. Burada turistlere fiyat listeleri verilmiyor. 3 liralık kahveyi 10 liraya veriyorlar. Turist neyin ne kadar olduğunu bilmiyor ki” ifadelerini kullanıyor.

“Belediye işgaliye bedelini bazılarından almıyor”

Duran, konuşmasını şöyle bitiriyor: “Belediyenin dükkânların kapılarının önüne bıraktıkları masa ve sandalyeler için uyguladığı bir işgaliye bedeli var. Çok fahiş fiyatlar var. Zabıta ekiplerinin burada çok ciddi bir disiplinsizliği var. ‘Sana masa yasak’ diyor ilerideki adam kullanıyor. Esnaf arasında haksız rekabet oluşturuyor ve bu da esnafı birbirine düşman ediyor. Belediye bu konuda çok ilginç… Mesela, esnaflar 9 liraya salep satarken belediye 3 liraya salep sattı önceki gün, kilisenin önünde… Kendinin değil, firmasının üzerinden. Bu, bütün esnafın işini baltalamak demek… Zaten kışın iş yapamıyoruz. Buradaki gelirde belediyenin gözü var. Yakında belediye buraya birkaç yer de açar. Düşüncem o ki belediye burayı bitirmeye çalışıyor. Ama burada alabileceği bir yer yok. Hepsi sahipli. Üst yolda, kilisenin olduğu yerde bazı bölgeler var. Onları da aldılar zaten. Alt yolu dubaları kapatarak insanları buradan çekmeye çalışıyor. Kendi mekânlarını açtıklarında fiyatları yarı yarıya çeker. Bunun yapılması, buradaki esnafın hepsini batırmak anlamına geliyor. Bunun başka bir anlamı yok. Belediye, zaten arkası destekli bir güç… Kendine işgal bedeli yazmıyor mesela. Bütün giderleri de belediyeden çıkıyor. Sıcak para sirkülasyonun sağlamak için kurdukları bir sistem. Ama biz öyle değiliz. 15 adam çalıştırıyoruz. Benim bu paraları kazanmam için belediyenin insan yönlendirmesi lazım. Ancak yok.”

Haberin PDF'ini indirmek için tıklayınız.
Haberin linki için tıklayınız.