Üniversiteli işsizlerin yaşadığı travma

02.05.2020

Doç. Dr. Aziz Çelik

ARAŞTIRMA HABER / BÖLÜM: 1

İşe alımlarda liyakat usulünün değil referans ve kayırmacılığın etkili olduğunu belirten üniversite mezunu işsizler, bunun bir “zayıflık göstergesi” olarak algılandığını aktarıp sosyal ve psikolojik yönden travma yaşandıklarını söylüyorlar. Doç. Dr. Aziz Çelik ise, işsizliğin gerçek boyutunun anlaşılması için alternatif işsizlik hesaplamalarının önemine dikkat çekti.

Sercan Engerek – Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Aralık 2019 döneminde 15-24 yaş grubunu kapsayan “genç işsizlik” yüzde 25 seviyesine yükseldi. Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) verilerine göre de, 2004’te 97 bin 545 olan “üniversite mezunu” işsiz sayısı ise 2019’da 1 milyon 34 bine çıktı.

Genç İşsizler Platformu’nun TÜİK ve İŞKUR istatistiklerinden hareketle hesapladığı 15-34 yaş nüfusta işsiz sayısı, 2 milyon 609 bin kişiye ulaştı. İşsizlik oranlarının içindeki büyük payı ise kadınlar oluşturuyor. DİSK Genel İş’in 8 Mart’ta yayımladığı “Türkiye’de Kadın Emeği” verilerine göre, 2017 yılında yüzde 13,4 olan kadın işsizliği oranı 2019 yılında yüzde 16,6’ya yükseldi.

TÜİK, çeşitli gerekçelerle bir grup insanı işgücünün dışında tuttuğu için eleştirilirken, son yıllarda “her ile üniversite” politikasıyla açılan üniversiteler her yıl çok sayıda mezun veriyor. Üniversite mezunlarının işsizliği her geçen gün artıyor. Alanında iş bulamayan lisans mezunlarının çoğu, mesleklerinin dışında çalışmaya mecbur kalıyor. Farklı iş kollarında çalışmaya başladıklarında ise yaşadıkları maddi ve manevi memnuniyetsizlik artınca çıkışı yüksek lisansta arıyorlar. İşsizliğin toplumsal yaşamda bir “zayıflık göstergesi” olarak algılandığına işaret eden üniversite mezunu işsizler, sosyal ve psikolojik yönden travma yaşadıklarını belirtiyorlar.

Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aziz Çelik, planlamanın önemini şöyle açıklıyor: “Yükseköğrenimde planlama şart! Pek çok programda ikinci öğretim programlarının kapatılması gerekir. Kent özelliği göstermeyen üniversite olanaklarına sahip olmayan yerleşim yerlerinde üniversite, fakülte açılmaktan vazgeçilmelidir. Bunlar giderek birer yüksek liseye dönüşmektedir.”

Standart işsizlik hesabı sorunlu

TÜİK’in Hanehalkı İşgücü Araştırması, iş aramak için son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15 ve daha yukarı yaştaki kişileri kapsıyor. Dünyada yaygın olarak kullanılan dar tanımlı işsizlik oranının, işgücü piyasalarındaki durumu tüm boyutlarıyla ortaya koyamadığı görüşünde olan Doç. Dr. Çelik, sözlerine şöyle devam ediyor: “Dar tanımlı veya standart işsizlik hesaplarının taşıdığı kısıtlar ve sorunlar nedeniyle, işsizliğin gerçek boyutlarının anlaşılması için alternatif işsizlik hesaplamalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Alternatif işsizlik hesaplamaları konusunda en detaylı yöntemi Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) önermektedir. ILO, geniş tanımlı işsizliği ‘emeğin eksik kullanımı’ olarak adlandırmakta. Kuruluş, standart işsizlik oranları yanında ülkeler için alternatif ya da geniş tanımlı işsizlik oranlarını da hesaplamaktadır.”

TÜİK verilerini kullanarak geniş tanımlı işsizlik oranını hesaplamanın mümkün olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Çelik, DİSK-AR’ın yöntemine değiniyor. Geniş tanımlı işsizlik hesaplamalarının ayrı bir saha çalışmasına dayalı olmadığının altını çiziyor. Alternatif işsizlik hesabında ise “çalışmayıp iş bulursa çalışmak isteyenler, kısa zamanlı çalışanlar, mevsimlik çalışanlar, iş bulma ümidini kaybedenler” gibi unsurlar öne çıkıyor.

“İnsanın iş aramaya dahi takati kalmıyor”

İşsizlik sayılarla açıklanırken bireyler işsizlikte neler yaşıyor? Yaşamlarını nasıl devam ettiriyorlar? İzmir’de Sosyoloji Bölümü mezunu 28 yaşındaki S.E. üç yıldır iş aradığını belirtiyor. Açık adını vermek istemeyen S.E, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Eğitimini almak için yıllarca emek verdiğim alanda çalışamamak üzücü! Genelde işsizim diyen insanlara amiyane tabirle, ‘bir baltaya sap olamamış’ gözüyle bakılıyor. İşsiz güçsüz olmak bir zayıflık olarak algılanıyor. Sistemin sorunları pek de görülmüyor. Oysa işsizlik tek başına benim sorunum değil. Milyonlarca insan var, benim gibi her gün işsizliğe uyanan. İşsizlik psikolojisi içinde olan insanın bir süre sonra iş aramaya dahi takati kalmıyor.”

İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü’nün (İstanPol) “Türkiye’de Gençlerin Güvencesizliği: Çalışma, Geçim ve Yaşam Algısı” başlıklı araştırmasında gençler, işe alımlarda liyakat usulünün değil referans ve kayırmacılığın etkili olduğunu aktarıyor. Genç işsizlerin, Kredi Yurtlar Kurumu’ndan alınan öğrenci kredisi ile kredi kartı borçlarına sahip olduğuna değinilen araştırmada mezunlar ancak ailelerinin desteğiyle yaşamını sürdürebiliyor.

“Üç yıldır sağlık güvencem yok”

İşsizliğin yaşamına etkisini ise S.E. şöyle aktarıyor: “Sosyal Güvenlik Kanunu’na göre erkek çocuklar ailelerin üzerinden ancak 25 yaşına kadar sosyal güvenlik hakkından faydalanabiliyor. Şimdi işsiz olduğum için devlet her ay benden Genel Sağlık Sigortası (GSS) primi yatırmamı istiyor. Gelir testine göre sınıflandırma yapıldığını söylüyorlar ama dedikleri gibi değil! Bu ücreti ödeyemediğim için üç yıldır sağlık güvencem yok. Mesela hastaneye gitmem lazım ama bu yüzden gidemiyorum. Bu yaşımda hâlâ ailemden harçlık almak da biraz tuhaf oluyor.”

Çağrı merkezi döngüsü

Eskişehir’de Gazetecilik eğitimi alan A.G. (26), 2016 yılında mezun olduktan sonra kendi alanında iş bulamayanlardan. Medya sektöründe kurumsallığın ortadan kalkması, ekonomik kriz, siyasi baskı nedeniyle gazetecilik mezunu olanların büyük kısmının işsiz olduğunu dile getiren A.G. yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Mezun olduktan sonra bir yıl kadar çağrı merkezinde çalıştım. Bu işi yapmaktan hiçbir zaman gocunmadım ama her işin kendine göre bir çalışma biçimi, bir iş kültürü var. Güzel hayallerle, ideallerle eğitimini aldığın alanın dışındaki iş ortamına girmek biraz ağır geliyor insana. 2018’de işi bırakarak yüksek lisansa başladım. Ama hayat beni yine bir çağrı merkezinde çalışmaya sürükledi. Oradaki 2-3 ay gibi çalışma süremle 1,5 yıl başka bir iş kolunda çalışmış oldum. Şimdi yine işsizim. Dört yıldır devam ediyor bu durum.”

6 MAYIS ÇARŞAMBA: “BÜYÜK İŞSİZLİK DALGASI GELİYOR”

Haberin PDF'ini indirmek için tıklayınız.
Haberin linki için tıklayınız.