İnsanlığın binlerce yıllık birikimi ‘Diller’ yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

25.06.2019

UNESCO’nun yayınladığı “Tehlike Altındaki Diller Atlası”na göre; Türkiye’de konuşulan dillerden Kapadokya Yunancası, Mlahso ve Ubıhça gibi diller tamamen yok olurken aralarında Çerkezce, Lazca, Hemşince, Abazaca, Süryanice, Ladino gibi diller kaybolma tehlikesi yaşıyor

CENGİZ ALDEMİR /  Ankara – UNESCO’nun “Tehlike Altındaki Diller Atlası”na göre, önümüzdeki 100 yıl içerisinde dillerin yüzde 50’si yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Dünyada konuşulan dil sayısının 6 bin civarında olduğu düşünülürse 3 bin kadar dil tehdit altında. Türkiye’de ise 18’e yakın dil var olma savaşı veriyor.


Anadili Ladino olan ve 7 dilde profesyonel turist rehberliği yapan Jak Arditi

Dillerin yok olma sürecini farklı bir açıdan ortaya koyan Dil Bilimci David Crystal, 100 yılın 1200 ay ettiğini, bu zaman zarfında ortalama birkaç hafta içinde en az bir dilin ölebileceğine dikkat çekiyor.
UNESCO atlasına göre Türkiye’de Hertevin, Gagavuzca, Ladino, Süryanice, Abazaca, Hemşince, Lazca, Pontus Yunancası, Romani, Adige, Kabar-Çerkes dilleri ve Zazaki tehlike altındaki diller. Kapadokya Yunancası, Mlahso ve Ubıhça dilleri ise tamamen kaybolmuş durumda. UNESCO’nun listesinde yer alan ve sadece Siirt’in Pervari ilçesinde konuşulan Hertevince dili yok olmanın eşiğinde. Tehlike altında olan dillerden Güneydoğu Anadolu bölgesinde konuşulan Süryanice’nin Doğu Süryanicesi Aramice ağırlıklı, Batı Süryanicesi ise Akadca ağırlıklı. Keldanice, Mahallimice, Nasturice, Marunice gibi dillere de kaynak olan bir dil Süryanice.


Tarihçi ve HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik

“Önlem alınmazsa ne yazık ki dilimiz Süryanice de yok olabilir” diyen Tarihçi ve HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik,“Bir dil ölürse, o dili konuşan halk da yok olur. Şu anda Süryanice konuşan insanlarımız var. Henüz tamamen yok olmadı. Ama bu şekilde devam ederse yok olacaktır. Normalde dillerin varlıklarını sürdürebilmesi için belli bir eğitim süreçleri olması ve eğitimde kullanılması gerekiyor” dedi.
Çelik, Süryanilerin özellikle Midyat, Nusaybin ve İdil gibi yoğunluklu olduğu yerlerde ana dilleri ile eğitim yapan okulların açılmasını istedi. Süryanilerin ekonomik imkanlarının olmadığını ve devletin bu konuda destek vermesi gerektiğini söyleyen Çelik, “Bilim insanları ile devlet bürokrasisinin bir arada çalışarak bu sorunu çözülebileceğini ve Süryanice gibi tehlike altında olan diğer dillerin de kurtulabileceğine inanıyorum” görüşünü savundu.


Laz Dili ve Kültürü Araştırmacısı Kamil Aksoylu

DÜNYADA TEK DİL KONUŞAN BİR ÜLKE YOK
“Karadeniz topraklarında onca farklı dil ve kültür bir arada barınırken hepsinin Lazlaştırılması, Laz diline ve kültürüne de bir değer katmamış ancak yok oluşunu hızlandırmıştır“ diyen ve dünyadan örnekler veren bir diğer isim ise Laz Dili ve Kültürü Araştırmacısı Kamil Aksoylu. Çok dilli ve çok kültürlü kimi ülkeler bu zenginliklerini yasalarla korumaya çalıştığını, bazı ülkelerde de tehlike altındaki diller için UNESCO koruma programlarının uygulandığını hatırlatan Kamil Aksoylu, “Bizim ülkemiz de çok dilli ve çok kültürlü bir yapıya sahiptir. Fakat gel gör ki ülkemizde yakın bir gelecekte 20’ye yakın dilin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olmasına rağmen ne yasalarla koruma altına alınmıştır ne de ülkemizde UNESCO tarafından yürütülen bir çalışma vardır “dedi.
Dil ölümlerinin tek nedene dayanmadığını söyleyen Aksoylu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Eğer bir dilin konuşanı yoksa o dil ölü dil olarak kabul edilmektedir. Dilbilimcilere göre dünyada 6 bin dolayında dil konuşulmakta. Önümüzdeki yüzyıl içinde bu dillerin yarısının kaybolacağı ya da bir şekilde öleceği tahmin edilmektedir. Bizim dilimiz Lazca özeline gelirsek, dilimizin neden tehlike altında olduğunu anlamadan ‘ne yapılabilirin’ cevabı pek sağlıklı olmaz. Çözümü toplum, bilim insanları ve devlet üçgeninde aramak gerekiyor. Bunun için bana göre olmazsa olmaz birkaç unsurun altını çizmek gerekli. Bunlar, Toplumsal Farkındalık, Dilbilimcilerin Rolü, Devletin Rolü ve Metodolojik Çalışma.”

KAYIP DİLİN YOLCUSU
Türkiye’de kaybolacak diller arasında yer alan Ladino dili, öncelikle İspanyolca temelli olmakla birlikte içerisinde farklı dillerden de kelimeler barındıran bir dil. Anadili Ladino olan ve 7 dilde profesyonel turist rehberliği yapan Jak Arditi kendisini “kayıp dilin yolcusu” olarak ifade ediyor.
24 Saat’e konuşan Arditi, “1492 yılından itibaren Osmanlı şemsiyesi altında yaşayan Sefarad diye adlandırılan Yahudilerdenim. Egenin incisi İzmir’de doğup büyüdüm. Halen İzmir’de yaşamaktayım. 1999 yılından itibaren profesyonel turist rehberliği yapıyorum. Gönül verdiğim Latin dillerinde ülkemizin tanıtımına katkıda bulunuyorum” dedi.
Jak Arditi, nüfusun sadece 10 bininin  nesilden nesile aktardığı Ladino dilini anlayabildiğini söylüyor. Sefarad Yahudilerinin 1970’li yıllardan itibaren belirli sebeplerden dolayı Ladino dilini konuşmayı terk etmeye başladığını kaydeden Arditi, dillerinin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Arditi, “Oysa Ladino veya Cudeyo Espanyol olarak bilinen dilin en önemli özelliklerinden birisi olan ve 527 yıldır dil bilgisi kurallarını tamamen muhafaza etmiş olmasıdır. Zaman içerisinde diğer etnisitelerle etkileşim sonucunda çok sayıda Türkçe, Arapça, Farsça, Rumca kelimeler ilave olmuştur. Babaannem vasıtası ile küçük yaşta kazandığım bu dil, diğer latin dillerini öğrenmemde kapıları aralamış, hızla öğrenmemi mümkün kılmıştır. İspanyolca, Fransızca, Portekizce ve İtalyanca yaşamımın ayrılmaz bir parçası haline dönüşmüştür. Çok dilli yaşamımla birlikte, bu coğrafyada kendimi,” Kayıp dilin yolcusu” olarak kabul ediyorum. Ladino’yu şimdiki ve gelecek nesillere aktarmak arzu ve niyetindeyim. Eğer devlet destek olursa bu dili gelecek nesillere aktarmak için elimden geleni yapmak isterim” dedi.


Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED)
Genel Başkanı Yıldız Şekerci

 “KURSLARLA DİL ÖĞRENİLMEZ”
Anadilini konuşmak ve yaşatmanın evrensel bir insan hakkı olduğunu hatırlatan Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) Genel Başkanı Yıldız Şekerci, kendi ana dillerinin de tehlike altında olduğuna dikkat çekiyor ve Çerkeslerin Türkiye’de dillerini ve kültürlerini korumada çoğu zaman engellemeler, kısıtlamalar ve yasaklamalarla karşılaştıklarını söylüyor.
24 Saat’e konuşan KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci, şöyle dedi: “Biz, Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) olarak bağlı 55 dernek ve binlerce üye ile Türkiye’deki Çerkeslerin temsil edildiği en güçlü sivil toplum kuruluşuyuz. Anadilini korumakta kararlı olan toplumumuz Adıgece, Abazaca ve diğer dilleri bugünlere taşımayı başarmış olsa da, bugün artık dilin kurumsal bir yapıda öğretilmesi ve korunması için yapılan çalışmalarda federasyonumuz önemli bir misyon üstlenmiştir. Şu anda da pek çok derneğimizde Anadil kursları yürütülüyor. Ancak derneklerde amatör olanaklarla açılan kurslarda dili öğrenmek ve yaşatmak gerçekçi bir yaklaşım değildir.”

“DİLLERİN KADERİ UBIHÇA GİBİ OLMAMALI”
Şekerci, yasaların Adige, Abhaz vb. dillerin korunması yönünde “Dilinizi konuşmanızın önünde engel yok, evinizde konuşabilirsiniz, amatör şekilde açtığınız kurslarda dilinizi öğrenebilirsiniz” demesinin kabul edilebilir bir yaklaşım olmadığını söyledi. Bu yaklaşımı ‘dillerini, kültürlerini ve kimliklerini kendi kaderine terk etmek’ olarak değerlendiren Şekerci, oylarıyla seçtikleri hükümetlerden gerçekçi çözüm beklediklerini belirtti. Yok olmakta olan bir dilin son sahipleri olarak pozitif ayrımcılık istediklerini ifade eden Şekerçi, Kafkas dillerinden Ubihça’nın en son konuşanı olan Tevfik Esenç’in ölümü ile bu dili konuşan kimsenin kalmadığını hatırlattı. Şekerci, “Bu durum insanlık adına büyük bir kayıptır. İnsanlığın kültür mirası olan bütün dillerin kaderi, Ubıhça gibi olmaması için yetkilileri göreve çağırıyoruz” dedi.

Haberin PDF'ini indirmek için tıklayınız.

Haberin linki için tıklayınız.