Bir gönüllü: Claire Özel

04.12.2019

Yerel yönetimlerin “Engellilerin Erişebilirlik Yasası”nı ihmal etmesinin hayatlarını zorlaştırdığını belirten engelliler, kampanyalarla kendilerinin “muhtaç gibi” gösterilmesinden şikâyetçi

GÜLSEREN TOZKOPARAN / ANKARA – Engelliler konusunda çalışan ve birçok hayata dokunan özel bir insan Claire Özel! Türk eşiyle beraber 25 yıldır Türkiye’de yaşayan İngiliz vatandaşı Özel. ODTÜ Hazırlık’ta Öğretim görevlisi. 2005 yılında kurduğu Engelsiz ODTÜ Birimi’nin Koordinatörlüğünü 2012’ye kadar sürdürmüş. O süreçte görme engelli öğrencilerle ve bazı duyma engelli öğrencilerle çalışmış ve onların yabancı dil öğretiminde büyük katkıları olmuş. Özel o yılları şöyle anlatıyor: “2006 yılında düzenli olarak yürüttüğüm koordinatörlük göreviyle birçok çalışmayı başlatabildim ve daha sistematik bir koordinasyon kurabilme imkânına kavuştum. ODTÜ’de adım adım yeni sistemler kurduk. Koordinatörlüğün e-posta iletişim hattı kuruldu; ayrıca bir web sayfası geliştirmeye başladık. ODTÜ’de ilk Türk İşaret Dili derslerini vermeye başladık. İlk kurumsal JAWS ekran okuyucusu alındı. Sağlık Merkezi’yle Kaza Kayıt sistemi denendi. Yıllar sürecek olan Engelsiz Kampüs Ulaşım sistemi kuruldu. Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan anlaşma sayesinde orta dereceli okullarla işbirliğini güçlendirdik. İşitme engelli öğrenciler farklı yurt dışı çalışmalara katılıyor, ulusal düzeyde etkinlikler ve bağlantılar gelişiyordu. Böylece, bizim dışımızda geliştirilen başka projelere katılma dönemine geldik. Diğer üniversitelerde görüşmeler ve sunumlar gerçekleştirdik. ODTÜ’de yapamadığımız bazı şeyler başka üniversitelerce denenmeye başlamıştı.
İstanbul Üniversitesi’nde yapılan bir toplantıda, Türkiye’de ilk defa gerçekçi şekilde engelli öğrencilerin potansiyeline ve haklarına inanan kişilerle tanıştım. Giderek büyüyen bir yapbozun parçalarını birleştirmeye başlıyorduk. Çalışmalarımızda henüz hak temelli ifadeler kullanmıyorsak da, yaptıklarımızla aslında o yönde ilerliyorduk. 2007 yılının Ocak ayında yönettiğim ilk AB projemizi gerçekleştirdik. Bu projeyle Türkiye’den beş kişi olarak bir hafta boyunca İngiltere’nin Bristol kentinde bulunan iki üniversitenin engelli öğrencilerine yönelik program ve yaklaşımlarını deneyimlemeye gittik.


Claire Özel


Birinci Engelsiz Üniversiteler Çalıştayı ve Platformunun fikir anası

Proje sonrası edindiğimiz çıktıları, 19 Mayıs gününde bir etkinlik yaparak sunacaktık. Tek seferlik bu etkinliğe daha sonra devam etmesi umuduyla ‘Birinci Engelsiz Üniversiteler Çalıştayı’ ismini verdim. Kimler katılmak isterdi, bilmiyorduk. Katılımın yüksek olacağına dair bir umudumuz yokken, o günlerde Türkiye’de mevcut yetmiş sekiz üniversitenin on dokuzundan yirmi sekiz kişi çalıştayımıza gelmişti. Aralarında engelli öğrencilerin yanında engelli akademisyenler de vardı. O zamana kadar gündeme getirilmeyen bu konulara ilgili Türkiye’nin dört köşesinden gelen kişiler arasında tanışma fırsatı varken, katılanlar fikir birliğiyle sunumların yarısının iptal edilmesini ve eksik kalan bilgilerin elektronik olarak paylaşılmasını istedi. O günün en sürdürülebilir adımıysa geri bildirim almaktı. En çok talep edilen konuysa elektronik bir platformun oluşturulmasıydı. Beş ay sonra, ülke çapında işleyecek “Engelsiz Üniversiteler Platformu” YÖK’ün onayıyla kuruldu. 2007 yılından sonra çalışmalar başka bir boyuta geçti.”
Özel’in önerisi ve liderliğiyle ilk defa Üniversite Sınavı’nda görme engellilerle ilgili bir çalışma yapılmış. Görme engelli adayların üniversite giriş sınavı koşullarını tartışmaya açarak bir anket hazırlamışlar. Ankete 52 katılımcı katkıda bulunmuş ve sonucu bir rapor halinde ÖSYM’ye sunulmuş.
ODTÜ’de yaptığı olağanüstü çalışmalarla verdiği özverili hizmetlerin ödülünü Özel, 15 Mayıs 2019’da aldı, YÖK Engelsiz Üniversite Ödülü’ne layık görüldü.



Eğitimde Görme Engelliler Derneği (EGED) üyesi olan ve gönüllü çalışmalarını sürdüren Özel, ODTÜ’deki Koordinatörlük görevini artık yürütmese de projesiz kalmıyor, sürekli engelli öğrenciler için ulusal ve uluslararası yeni projeler peşinde. Engelli öğrenciler ve EGED ile çalışmalarını sürdürüyor. Engeli olmayan insanların engellilerin hayatını ve çektiği zorlukları hayal bile edemediğine inandığı için ODTÜ’de zaman zaman insanların engellileri anlamasını sağlayacak “Engelsiz Bilinç Eğitimleri” yapıyor. “Görünenin aslında resmin yalnızca bir parçası” olduğuna işaret eden Özel, görünmeyen engeller ve disleksi gibi engelleri tespit edilmemiş olanların belirlenmesi, insanların kendilerindeki engeli fark etmesiyle kişiye göre çalışmalar yapılacağı, kapasitenin ve başarının daha artacağına inanıyor.

“Sakat mısın?” sözü, bir şiddet adeta

Şiddetsiz Toplum Derneği’nin 21 Kasım’da yapılan ödül töreninde konuşan Kamuda Çalışan Engelliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KAMU-EN-DER) Genel Başkanı Yıldıray Çınar duygularını şöyle ifade ediyordu: “Engellinin tanımı, eskiden direk sakat idi aslında. Ama bazı duyguları yumuşatmak adına engelli, özürlü ve farklı kelimeler kullanılıyor. Bizim en büyük sıkıntımız birbiriniz arasında kavga yaparken birbirinize kızdığınız zaman sakat mısın, engelli misin? Özürlü müsün? Zihinsel engelli misin kelimelerini duymak! Bunlar bizim için adeta şiddet! Daha önceki yıllarda evden dışarı çıkamıyorduk, evden çıkamamak bir tür şiddetti. Şimdi dışarı çıktık. Eğitim almak istiyoruz, okullarda şiddete uğruyoruz. Sokaklarda zihinsel engelli çocuklarımız şiddete uğruyor. Ancak biz yılmadan dışarı çıkacağız, biz bu toplumun içerisinde var olduğumuzu ispat edeceğiz. Kadınlarımız gibi, annelerimiz gibi ne kadar şiddete uğrasak da birlikte sevgiyi, saygıyı beraber paylaşacağımız güzel bir dünyayı arzu ediyoruz.”

KAMU-EN-DER: Kadınlardan sonra en çok şiddete uğrayan biziz

Henüz 9 yaşındayken bir tren kazasında bir kolunu ve bacağını kaybeden Çınar, yıllardır bedensel engelli, protezleri ile hayata tutunmuş. Seneler sonra Devlet Demir Yolları’nda işe girmiş ve engelliler için özel yapılan Engelli Vagonu’nun fikir babası olmuş. Yıllardır Kamu Çalışanları Engelliler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nin başkanlığını yürütüyor. Derneğin faaliyetleri konusunda sorularımızı yanıtladı.

Kamu Çalışanları Engelliler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği ne gibi faaliyetler yürütüyor?

Kamuda işe girip de ekonomik özgürlüğünü kazanan engellilerin dışarıda çalışırken karşılaştıkları engelleri aşmalarına yardımcı oluyoruz. Sözgelimi bazı engelli arkadaşlar yıllarca evde kalıp işe girdikten sonra yeni ortamlarına ayak uydurmada zorluk çekebiliyorlar. Uyum seminerleri düzenleyerek eski çalışanlarla yenileri bir araya getiriyoruz, tecrübelerini paylaşıyorlar. Ayrıca hakları, amir-memur ilişkilerine dair bilgiler veriliyor. Çoğu yasal haklarını bilmiyor öğretiyor, bilgi veriyoruz. Bu eğitimler, 10 yıldır Tarsus’ta uygun fiziksel koşulları engelliye uygun olan bir kampta yapılıyordu bu yıl Antalya’da yaptık. Ayrıca engellilerin işyerindeki sorunlarıyla kendileri baş edemediklerinde biz devreye girip aracı olmaya ve sıkıntılarını çözmeye çalışıyoruz. Aslında yüzde kırk elli oranda kendi çözümlerini kendileri üretiyor, geriye kalan yüzde 50’nin sorunları ile biz ilgilenip destek veriyoruz. Merkez Ankara’da olup 42 ilde üyemiz var. Toplam 550 üyemiz var.

Kamuda çalışanların koşulları, karşılaştıkları zorluklar neler ?

Mesela görme engellilerin özel bilgisayara ihtiyacı var ve bunların tedariki zor. Biz bunların tedarik etmeye çalışıyoruz, ya da kendilerine aracı olup amirlere bu ihtiyaçları anlatıyoruz. Engelli tuvaletleri, tekerlekli sandalye alımı sorun olabiliyor. Yemekhanelerde kendi yemeklerini alamayanlar var onlara yardımcı olacak birisini ayarlatarak çözümler buluyoruz.

Toplumda adeta şiddete uğruyoruz demiştiniz?

Kadınlardan sonra en çok şiddete uğrayan biziz desek abartmış olmayız. Daha önce evden çıkmıyorduk. Sürekli engelli evladı ile ilgilenen aile, anne-baba bunalıp istemese de gergin ve sıkıntılı anlar yaşandığı oluyordu, bir tür psikolojik şiddet diyebiliriz vardı. Şimdi sokağa çıktık sokakta şiddete maruz kalıyoruz. Zihinsel engelli birisi istemsiz bir şey yaptığında karşısındaki anlamıyor ve ters ve kötü davranıyor. Sözgelimi otobüslerde engelliye yer veriyor ama arkasından da “Siz niye dışarı çıkıyorsunuz? Biz işe gidiyoruz sizin ne işiniz var dışarda, oturun oturduğunuz yerde” deniyor. Geçen görme engelli bir arkadaşa birisi “Senin sahibin yok mu?” demiş. Biz toplumda bunları aşmaya çalışıyoruz. Benin sol kolum ve sağ bacağım protez. Otobüse bindiğimde yer bulduğumda oturuyorum. Bir yaşlı geldiğinde kalkmazsam imalarda bulunanlar oluyor. Kalksam uzun süre ayakta duramıyorum, engelliyim de demek istemiyorum. Böyle sorunlar var. Geçenlerde bir aile geldi derneğe otistik çocuklarıyla… Çocuk, 12 yaşındayken bir gün okuldan eve gelmiş, dolaba girmiş 4 gün çıkaramamışlar. 16 yaşına geldiğinde bir gün o olayı hatırlamışlar ve annesi neden dolaba kapandığını sormuş. Meğer okuldaki, özel eğitim alan öğretmen, çocuğu dövmüş. O da okula gitmek istemediğinden ve o zaman duygularını ifade edemediğinden dolaptan çıkmamış. Böyle eğitimcilerimiz de var ne yazık ki.

Engelli milletvekilleri neler yapar?

Siyasi partiler engelli milletvekili adayı seçerken daha çok partinin yüzü olacak, popüler oy toplayacak kişilere yöneliyorlar. Bu tip seçimler bize de çok zarar veriyor. Nasıl? Her işyeri kapasitesinin yüzde 3’ü kadar engelliye iş vermek zorunda. Meclis’te bu durumda 15 engelli milletvekili olmalı ki sadece 2 tane var. Bunu dile getirdiğimizde “Sizin engelli vekiliniz var ona gidin” diyorlar, onlara gidince de “O da bizim yetkimiz yok” diyor.
Ülkemizde engelli sorunlarını çözmek adına tam bir politika uygulanmıyor. Daha ülke çapındaki engelli sayısı, engelli kategorileri bile kesin olarak bilinmiyor. Ne kadar şizofren, otistik, görme engeli ve diğerleri var bilmiyoruz. Mevcut engellilerin kaç tanesinin eğitim, sağlık, istihdam ihtiyacı vardır belli değil. Nüfus sayımlarında tespit edilemiyor çünkü hane halkında “Engelli var” demeye utanılıyor. Kimse “Engeliyim” demek istemiyor, gizleniyor. Ancak aynı kişiler sonra iş, hizmet talep ediyorlar. Halbuki bu sayıyı tespit etmek çok kolay. Engel, iki şekilde ya doğuştan ya sonradan oluyor. Her halükarda hastaneye gidiliyor. Taburcu olurken kişi engelliyse ona raporu verilse ve kayıtlara alınsa sorun çözülecek. Tekrar rapor almaya da gerek kalmayacak.

Haberin PDF'ini indirmek için tıklayınız.

Haberin linki için tıklayınız.