“Beyine çip”te insanı bekleyen tehlikeler…

02.10.2020

Elon Musk’ın, nörolojik hastaların tedavisi için beyne çip takılmasını öngören Neuralink Projesi, bilim adamlarını arasında tartışılıyor. Beyine takılan çip, insanı ne kadar değiştirebilir, kişiliği, zekâ seviyesi ve davranışlarını ne ölçüde etkiler? Bir kısım bilim adamı, insanın kişiliği ve kimliğini değiştirmenin mümkün olmadığını belirtirken, bir bölümü ise on yıl içinde “hafıza nakli” de dahil önemli gelişmeler olabileceği görüşünde

AYLA GANİOĞLU / ANKARA

Amerikalı iş insanı Elon Musk’ın, beyine çip takılmasına öngören Neuralink Projesi, nörolojik hastalıklarla birlikte dil öğrenimini sağlayacağı iddiasında olmakla birlikte, bilim kurgu filmlerinde izlediğimiz insanın robotlaşması ve zihin kontrolü gibi gelişmelerin de olabileceği kuşkularıyla ilgili tartışmalara yol açtı. Beyine takılan çip, insanı ne kadar değiştirebilir? Kişiliği, zekâ seviyesi ve davranışlarını ne ölçüde etkileyebilir?

24 Saat Gazetesi olarak görüşlerini aldığımız uzmanlar da iki farklı görüşü savundular. Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ebru Akçapınar Sezer, beyine takılan çipin kişiliği değişmeyeceği ve robotlaşmayacağını savunup kötü kullanım nedeniyle teknolojiden vazgeçilemeyeceği ve “şeytanlaştırılmaması” görüşünde. Üsküdar Üniversitesi’nden Doç. Dr. Korkut Ulucan, on yıllık sürede çiple ilgili önemli gelişmeler olabileceğini, zekânın arttırılabileceği, zihnin kontrol edilebileceğini bildirdi. ODTÜ’den Doç. Dr. Erol Şahin, sinirbilim araştırmalarının artık daha kolay yapılabileceğine işaret ederken Medipol Üniversitesi’nden Op. Dr Ali Zırh ise, “hafıza nakli” de dahil konuyla ilgili birçok şeyin şimdilik bilinmez olduğuna dikkat çekti.

Robotlaştırabilmek için…

Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ebru Akçapınar Sezer, beyine takılacak çiple kişiliğin değişmeyeceği ve robotlaşmayacağını savunanlardan. Prof. Dr. Sezer, Musk’ın modelinde, insan beynine gönderilmesi hedeflenen sinyallerin ilk etapta beynin kendi içindeki iletişim sinyalleri olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Neuralink, başarıldığında çiple verilecek sinyalle açlık hissiniz ortadan kaldırılabilir. Ama örneğin benim adımın Ebru olduğunu değiştiremeyiz. Bilişsel bir değişiklik olabilmesi, robotlaştırabilmek için insan beyninin bilgi saklama modelinin bilinmesi gerekir; aidiyetim, anılarım, tecrübelerim gibi özel şeylerimin de… İnsan olarak anılarımızı nasıl saklıyoruz, zamana göre mi, duyguya göre mi? Bu da tam bilinmiyor. Kişiye göre değişip değişmediği de bilinmiyor. Kişiyi robotlaştırmak ancak o kişinin bilincini, bilgisini, anılarını, tecrübelerini ele geçirmekle mümkün olabilir.”

İnsan beyni ile ilgili sinyal tabanlı iletişim ve insan-makina etkileşimlerinin yeni olmayan bir çalışma alanı olduğuna değinen Prof. Dr. Sezer, projeyi önemli kılan şeyin, enerji sorununu çözmesi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Sezer, “Acıktığımızda, âşık olduğumuzda, kızdığımızda hangi sinyali oluşturduğumuzu beyinden birebir okuyabilmenin bu deneyle sağlanabileceğini gördük. Musk’ın modeliyle, bu izlemenin tamamen kişiselleştirilmiş bir şekilde yapılabilmesi beyinde sinir iletimine yerleştirilmiş küçük elektrotlarla okunması mümkün olacak” dedi.

Dil öğretecek mi?

Dil öğrenmek için çipe gerek kalmayacağını, yapay zekâyla dil öğreniminin boyut değiştirdiğini; yapay zekânın, yabancı dil öğrenmeden, konuşmayı ya da anlaşmayı sağlayacak çözümler getireceğini bildiren Prof. Dr. Sezer, otomatik çeviri ve seslendirme ile, yakın gelecekte herkesin çok dilli olmasının sağlayabileceğini söyledi. Prof. Dr. Sezer, beyin içi sinyal aktarılamaması nedeniyle oluşan felç gibi, doğumlarla gelen bazı engelli hastalıkların, bu tür çalışmalarla ortadan kaldırılabileceğini ya da etkisinin azaltılabileceğini bildirdi.

“Zihin kontrolüne yol açabilir”

Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi ve Disiplinlerarası Beyin Araştırmaları Derneği Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Korkut Ulucan, şu anda beyin pilinin parkinson ve nörolojik hastalarda kullanıldığını ancak Musk’un açıklamalarını çok farklı olduğunu kaydetti. Doç. Dr. Ulucan, beyine çiple ilgili öngörülerini şu şekilde sıraladı: “Beynin öğrenme, düşünme yapısı anlaşılırsa, nasıl öğrendiğimizi bilirsek, o zaman davranış kalıplarını değiştirebiliriz. Bu buluşla düşünce okuma da gerçekleşecek. On yıl önce bugün tartıştıklarımızı söylesek gülerdik. Ama şimdi ben bile korkuyorum. Öyle bir noktaya geldik ki bir damla kandan bile hangi kansere yatkın olup olmadığımızı anlıyoruz. Beyin dinamiğini de her geçen gün yeniden anlıyoruz. Bu gelişme zihin kontrolüne de yol açar. Bilim kurgu filmlerindekiler gerçekleşir. O filmlerin danışmanları da bilim adamları. Düşünce okunursa, davranış kalıpları değiştirilebilir. Ancak şu an insanı etkilemeleri zor. Davranış kalıplarını belirleyen beyindeki merkezleri şu an az çok biliyoruz. Bu çiplerle, nokta atışıyla ansiyetimiz olmayacak belki, belki hep mutlu olacak insanlar. Depresyondan çıkaracak. Çip varsa beni istediği duygu durumuna sokabilecek, istediği rüyayı görmemi sağlayacak. Çiplerin ehil ve uzmanlar tarafından kullanılması gerekiyor. Ama insanların onayı olmadan, kontrol dışı kullanımını yapmaya kalkanlar olabilir. Korkulan yanı da bu. İnsanın robotlaştırılması riski var. Bilimin kötü kullanımı olabilir, acı çekmeyen asker yapalım diyebilirler. Zekâyı artırabilirler. Belli bir toplumun zekâsını artırabilir, bunun aksi de olabilir. Diğer toplumlar için başka şey yapabilirler. Belli bir popülasyonu, ırkı öne çıkarmaya yönelik şeyler olabilir. Çip takıldığında birçok özelliğinizi kapatabilirler. Belli kelimelerin kullanılmasını engelleyebilirler. On yıla kalmadan çok ilginç şeyler olabilir. Korkuyorum.”

Sinirbilim araştırmalarının artık daha kolay

ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Erol Şahin, Neuralink’in yaptıklarının mühendislik açısından oldukça önemli ve sinirbilim ve tıp alanındaki çalışmaları hızlandıracak bir implant prototipi olduğunu belirterek, bunun, 40-50 yıldır bilim adamlarının genellikle maymun gibi hayvanların beyinlerine elektrot sokularak yapılan sinirbilim araştırmalarının artık daha kolay yapılabilmesinin yolunu açtığına dikkat çekti.
Doç. Dr. Şahin, Neuralink’in iki önemli teknolojik yenilik içerdiğini, birincisinin, kafatasının delinmesi ve binin üzerinde elektrotun beyine damarları delmeden yerleştirilmesini sağlayan bir robotik cerrahi sistemi, ikincisinin de elektrotların gerçek zamanlı ve kablosuz olarak bilgisayara veri iletilebilmesi ve oradan gelen uyarı komutlarını beyne verebilen elektrot implantının bulunması olduğunu söyledi.

Beyin-makine etkileşimi konusunda yapılan çalışmaların, beyinden alınacak kaba sinyaller üzerinden insan ve hayvanların robot kollarını idare eder bir şekilde kullanılabileceğini gösterdiğini belirten Doç. Dr. Şahin, Neurolink’in ilk uygulamasının, felç olmuş insanlara bu implant üzerinden robotik kolları veya tekerlekli sandalyelerini kumanda edebilme imkânı sunacağının altını çizdi.

Kötüye kullanım!

Doç. Dr. Şahin, kötüye kullanımın mümkün olabileceğini ancak bunun gelişmeden vazgeçilmesine neden olamayacağına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ateşten bu yana her teknolojik gelişmenin iyi veya kötü olarak kullanılma imkânı sağlar. Ateşi yemeğinizi pişirmek için kullanabileceğiniz gibi, ormanları, insanları yakmakta da kullanabilirsiniz. Neuralink’in teknolojisinin geleceğe yönelik projeksiyonlarını düşünürken bunu aklımızdan çıkarmadan gerekçi olarak değerlendirmemiz, kötüye kullanımını sınırlandıracak kuralların oluşmasını desteklememiz ve onu kötü kullanım potansiyellerini büyütüp ‘şeytanlaştırmamamız’ gerekmekte.”

Farelerde yapılan araştırmalarda beyindeki zevk/acı alma merkezlerinin uyarılması ile onların davranışlarının değiştirilebildiğinin üzerinden 30 yıldan fazla zaman geçtiğini dile getiren Doç. Dr. Şahin, değerlendirmelerini şöyle tamamladı: “Hamamböceklerinin sinir sistemlerine bağlanan elektrotlar ile onların hareketlerinin kontrol edilebildiği de 20 yıl önce gösterilmişti. Ama bu gösterimler, bunca zamandır uygulamaya geçmedi. Bu uygulamalar, onların var olmayan algılar hissetmesine, -halüsinasyon diye düşünebilirsiniz- ve dolayısıyla hareketinin yönünü değiştirmesini sağlıyordu. Neuralink’in sunumunu yaptığı teknoloji bu türde uygulamaların önünü açıyor gibi görünse de aslında pek de büyük bir adım değil.”

Hafızaya etkileri…

Medipol Üniversitesi Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Merkezi (PARMER) Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ali Zırh, Musk’ın Neuralink Projesi’nin, uzun yıllardır gerek beyinin yüzey kısmından, gerekse de beyinin derin bölgelerine, değişik boyut ve özellikte elektrotlar yerleştirerek bilgi toplama; hatta bazı durumlarda beyine elektrik verme çaba ve uygulamalarının en modern örneklerinden biri olduğunu belirtti.

“Neuralink Projesi ile toplayacağımız bilgilerin hangi yöntemle ‘hafıza’ olarak saklanabileceği ve ileride ‘hafıza nakli’ olarak gerçekleştirilebileceği de oldukça merak uyandırıcı olmasının yanı sıra şimdilik bilinmezliğini korumakta” uyarısında bulunan Op. Dr. Zırh, beyinin günümüzde temelde elektrik akımı vererek şu üç şekilde uyarabildiğini açıkladı: “Bunlardan biri kafatasını açmadan bir başlık yardımıyla beyne dışarıdan elektromanyetik dalgalar göndermek, diğeri beyin yüzeyine yerleştirdiğimiz elektrotlardan elektrik akımı vererek beyni uyarabildiğimiz yöntem. Üçüncüsü ise, başta parkinson hastalığı, distoni ve titremelerini olduğu hareket bozukluklarında ve bazı beyin rahatsızlıklarında uyguladığımız ‘Derin Beyin Stimülasyonu’dur. Bu yöntem ile de beynin içerisine elektrotlar yerleştirerek beynin derin bölgelerini uyarabilmekteyiz. Bu yöntemleri yıllardır başarı ile uyguluyoruz. Beyne ve sinir sistemine elektrik akımı veren ve ‘Nörostimülatör’ adını verdiğimiz cihazlarla dışarıdan şarj edilebilen teknoloji de yakın zamanda insan üzerinde klinik uygulamaya girmiş durumda. Neuralink’in beyin pillerinden farkına gelince; Neuralink direk kafatasında cilt altına yerleştiriliyor ve çok sayıda ince elektrot ile beynin yüzeyini uyarıyor.”

Neuralink teknoloji cihazının 24 saatte bir şarj edilirken, halen kullanılan ve şarj edilen beyin pillerinde ise 1-2 haftada bir şarj edilme gereksinimi duyulduğunu ve pil ömrünün 20-25 yıl civarında olduğunu vurgulayan Op. Dr. Zırh, sözlerini şöyle bitirdi: “Beyin pili teknolojisinin gelecekteki versiyonu olarak da isimlendirebileceğimiz Neuralink ile ilgili heyecan veren nokta ise, bilgi transfer edilebilir bir teknolojiyi bugün 1024, yarın ise çok daha fazla sayıda elektrotu bir arada kullanabilerek yapabiliyor olmamız ve beyinden bilgi toplama konusunda hızla ilerleyebilmemiz. Şu andaki gerçekçi hedef ve planımız da bilgi toplama üzerine olmalı ve zaten o şekilde gerçekleşebiliyor. Elde ettiğimiz bilgiyi ne şekilde kullanabileceğimiz ya da geriye yükleyip yükleyemeyeceğimiz ise henüz bilinmiyor.”


Haberin PDF'ini indirmek için tıklayınız.
Haberin linki için tıklayınız.