Sosyal Medyada Sohbet Odaları başlıklı online söyleşi düzenlendi.

2021-09-16 16:00

Gazeteciler Cemiyeti tarafından Avrupa Birliği’nin desteğiyle yürütülen Demokrasi için Medya/Medya için Demokrasi (M4D) Projesi kapsamında, “Sosyal Medyada Sohbet Odaları” başlıklı online söyleşi düzenlendi. Gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu’nun moderatörlük görevini yaptığı söyleşinin konuğu ise Prof. Dr. Süleyman İrvan oldu.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan M4D Proje Direktörü Yusuf Kanlı, yaz dönemi nedeniyle ara verdikleri söyleşilere yeniden başladıklarını ve bu kapsamda üçüncü etkinliklerini düzenlediklerini belirtti. Söz konusu söyleşinin konuğu olan Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın iletişimde yeni imkanlar açan Clubhouse gibi uygulamaları bizzat kullandığını ve bu uygulamaların aynı zamanda Türkiye’deki basın ve ifade özgürlüklerindeki daralmalarla da ilintili olduğunu kaydetti.
Prof. Dr. Süleyman İrvan, Clubhouse başta olmak üzere, benzer uygulamaların popüler olma sebebinin kullanıcıların içerik üretebilmesi olduğuna dikkat çekti. Önceleri, görselliğin bu kadar ön planda olduğu bir dönemde sadece sesli iletişimin çok da başarılı olamayacağını düşünen İrvan, uygulamanın pandemi döneminde ortaya çıktığına işaret ederek, “O dönem sokağa çıkma yasakları vardı, evlere kapanmıştık ve o zor süreçte bir fırsat oldu. Çok sayıda insanın katıldığı ve farklı konuların konuşulduğu bir platform olarak popülerleşti” dedi.
Clubhouse’da aynı zamanda çok bilgilendirici içeriklerin de üretildiğini ve sağlıktan teknolojiye kadar pek çok alanda konuşmalar yapıldığını kaydeden İrvan, insanların normalde ulaşamadığı konu ve uzmanlara ücretsiz olarak ulaşabildiklerini, bunun yanı sıra sosyalleşme ve eğlence amacıyla da kullandıklarını söyledi. Psikolojik olarak rahatlatıcı işlevi olan uygulamanın aynı zamanda insanların konuşma kültürüne de katkı sunduğunu sözlerine ekleyen İrvan, konuşma utangaçlığını insanların bu yolla üstlerinden atabildiklerini vurguladı.

“Aktif haber kaynağı olarak kullanabilirsiniz”
Clubhouse’un bir yönüyle televizyondaki tartışma programlarına da benzediğini belirten İrvan, aradaki farklılığın ise bu uygulamada konuşan herkesin mutlaka ünlü ya da uzman olmaması, herkesin konuşmacı ya da moderatörlük yapabilmesi ve istenildiği anda sohbet odasının tek tuşla kapatılabilmesi olduğunu ifade etti. Televizyonun sınırlı dünyasına kıyasla, istenilen kişiyle istenilen konuların konuşabildiğini dile getiren İrvan, medyadaki daralmayı da ortadan kaldırdığını ve güncel konularda herkesin görüş bildirebilidiğini söyledi. İrvan, özellikle 15 gün kesintisiz şekilde yayın yapan bir kanalda Filistinli ve İsrailli gençlerin iki ülkenin sorunlarını konuştuklarına dikkat çekerek, hiç kapanmayan odaların da olduğundan bahsetti.
İrvan, Clubhouse’da hem yankı odaları denilen belli görüşten insanların konuştuğu odalara hem de farklı görüşlerin bir arada konuşulabildiği odalara değinerek, iletişimin sadece konuşarak değil, dinleyerek de mümkün olduğuna ve karşı görüşten insanları sadece dinleyerek de fikirlerinin öğrenilecebileceğine vurgu yaptı. Ünlülerin daha sık kullandığı dönemde, uygulamanın da daha popüler olduğunu kaydeden İrvan, ünlülerin uygulamayı bırakmasıyla, kitlenin de azaldığını söyledi.
İrvan şöyle konuştu:
“Uygulamanın kullanımının azalmasında hem aynı konuların tekrar edildiğinin düşünülmesi, hem artık sokağa çıkılabildiği için dışarıda sosyalleşilebilmesi hem de ünlülerin çekilmesi etkili diye düşünüyorum. Bir de bir kazanç kapısına dönüşmemesi de etkili olabilir, ilk başlarda sponsorlu odalar vardı, sonra onlar da kalktı. Bir kaç gazeteci gelmişti, sonra onlar da devam etmediler. Bence daha fazla gazeteci olsa iyi olur, hem beslenmek açısından hem de haber kaynağı açısından önemli diye düşünüyorum. Gazetecilik açısından yeni imkanlar yaratabilir, röportaj ya da haber için insanlara ulaşabilir, aktif haber kaynağı olarak kullanabilirsiniz.”


“Basın özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmazsa çözüm mümkün değil”
İrvan, sosyal medya yasası çalışmasının sürdüğüne dikkat çekerek, bu konuda gazeteci ve akademisyenler ile meslek örgütlerinin işbirliği içinde hareket etmek zorunda olduklarını söyledi. İrvan, “Sosyal medya düzenlemeleri en çok da medyayı ilgilendiriyor, kısıtlamalar gazeteciliği de olumsuz etkileyecektir” dedi.
Türkiye’de sosyal medya kullanımının yaygın olduğuna dikkat çeken İrvan, bunun nedeninin içerik üretimine kişinin doğrudan etkisi olduğunun altını çizdi. Gazetecilik açısından, basın ve ifade özgürlüğü konularında Türkiye’nin ciddi sıkıntıları olduğunu belirten İrvan, sınırlamalarla mücadele etmenin herkesin görevi olduğunu vurgulayarak, “İnsanlar ne olursa olsun, kendilerini bir şekilde ifade etmenin yollarını buluyorlar. Bir eğitimci olarak da sosyal medyayı sorumlu biçimde kullanmalıyız diyorum ve o nedenle sosyal medya okur yazarlığını da önemsiyoruz. Eğitim sürecinde mutlaka çocuklara bu eğitim verilmeli ki üretken ve sosyal medyada da kendini iyi ifade edebilen bir nesil yetişsin. Türkiye’de medyanın problemlerine ilişkin Gazeteciler Cemiyeti gibi bazı kurumlar güzel projelere imza atıyor ama söz konusu hukuki altyapı sağlanamaz ve basın özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmazsa çözüm mümkün değil maalesef” dedi.